Oğuz Atay’ın çektiği öne sürülen filmi ile ilgili OguzAtay.net olarak araştırma yaptık. Kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre Oğuz Atay 70′li yılların başında bir film çekmiş fakat film ortadan kaybolmuştur.
- Birgül Ergev: Mürekkepbalığı Dergisi'nin 2013'te çıkan ilk sayısında benimle yapılan bir söyleşi yayınlanmıştı. Orada Meydan Larousse Ansiklopedisinin yazılış öyküsünü anlatırken mesai arkadaşımız Oğuz Atay'dan da söz etmiş ve şöyle demiştim: "Oğuz Atay ise kısa film çekerdi. Oyuncuları da bizim Larousse kadrosundan olurdu. Çaycı Mehmet de oynamıştı bir filminde. Sanıyorum o filmin adı Mantolu Adam'dı.Oğuz Bey,ansiklopedi bitip kadro dağıldıktan sonra yazarlığıyla ünlenince şaşırmış, onu tanıdığımız için de sevinmiştik"
- Yıldız Ecevit’in yazdığı “Ben Buradayım…” kitabında da Oğuz Atay’ın yakın dostlarıyla birlikte kısa film çektiği bilgisi bulunmaktadır.
- Turgut Çeviker arşivinden çıkan ve 1969-1972 yılları arasında çekildiği tahmin edilen “kısa film çektiği günlerden” isimli fotoğraf da Oğuz Atay’ın çektiği bir film olduğunu doğrular niteliktedir.
- Sözcükler Dergisi’nin Ocak-Şubat sayısında Oğuz Atay’ın arkadaşı Çetin Yalçın’ın arşivinden çıkan bazı fotoğraflar yayınlanmıştır. Çetin Yalçın tarafından çekilen fotoğraflardan biri Oğuz Atay’ın yönettiği “Beyaz Mantolu Adam” adlı kısa filmin setinden bir anı belgelemektedir. Çetin Yalçın, Oğuz Atay’ın kısa film projesi “Beyaz Mantolu Adam”ın bir yaz günü Kapalıçarşı’nın arkasında ikinci el giysiler satılan bir sokakta yapılan çekimlerine katıldığını, fotoğraflar çektiğini ama daha sonra bunları bulamadığını belirtiyor. Arşivinden çıkan bu fotoğraf ise filmin plajda çekilen final sahnesinden. Yalçın, fotoğraftaki kişileri ise şu ifadelerle anlatıyor: “Soldan: İsmini hatırlayamadığım Oğuz Atay’ın bir arkadaşı, Oğuz Atay, siyah mantolu olan Mete Demirtürk (oynayan başka bir kişiydi ve bu manto filmde kullanılmadı), ayakta duran Faruk Haksal, yerde uzanan Barlas Özarıkça.”
- Korkuyu Beklerken kitabında yer alan Beyaz Mantolu Adam öyküsü ise şöyle sonlanmaktadır:
...“Denize değil!” diye bağırarak peşinden koştu görevli; bıyıklı genç tarafından yolu kesildi. Arkalarından koşan kalabalığın içinde kayboldular.
Su, bileklerini geçince mantosunun eteklerini topladı. Kalabalıktan kurtulmuş olan görevli, elbisesiyle daha ileri gidemedi. Mantonun etekleri önce suyun üstünde açıldı sonra ağırlaşıp battı. “Dur!” diye bağırdı uzun bıyıklı genç. “Boşver abi,” dediler. “Fazla ileri gitmez.” Deniz sığdı; bütün manto suyun içinde kaybolduğu zaman kıyıdan çok uzaklaşmıştı. Fazla ileri gitmişti. Yanılmışlardı.
Bıyıklı genç de çok geç kalmıştı. Beyaz mantolu adamın, boyunu geçen yere kadar yürüyeceğini aklına getirmemişti. Yerinden fırladı birden; fakat yetişemedi. Böyle bir olayla daha önce hiç karşılaşmamıştı. Sonra başka gönüllüler de çıktı. Aramalar bir sonuç vermedi. Uzun bıyıklı genç kıyıya çıkınca soluk soluğa kumlara oturdu, elini ağzına siper ederek yere tükürdü, “Amma da hikâye,” dedi.



